Başarı Hikayeleri – Albay Sanders (Kentucky Fried Chicken)
Bugüne kadar hepimiz bir şeyleri başarmışızdır. Ya da başarma hayalleri kurmuş, umut etmişsizdir. Kimimiz şu an bir köşede başarısının tadını çıkartıyor, kimimiz başarı yolunda çok çabalıyor ya da başarısızlık karşısında ne yapacağını düşünüyordur. Şimdi ne iş yapıyorsanız bırakın, başarı öykülerini okuyun. Sonra kaldığınız yerden daha da güçlü devam edersiniz.
Yeni bir serinin ilk yazısı ile sizlerleyim. Bu serinin teması “Başarmak”
Başarıyı hepimiz istiyoruz. Kimimiz az, kimimiz çok. Şimdi hemen içinden “ben çok istiyorum” diyenler olabilir. Çok isterseniz başaracaksınız. Buna emin olabilirsiniz.
Fakat bizim kültürümüzde maalesef olaylar, kararlar ve düşünceler hep başarısızlık üstüne. Başarmaktan çok başarısızlıkları ve başarısız olduktan sonra neler olacağını düşünüyoruz. Farkındaysanız olunca demiyorum, çünkü başarısızlığı bu kadar çok düşününce başarısız olacaksınız. Ve daha işin başındayken başarısız olduğumuzda arkadaşlarım ne der, ailem ne düşünür, ben insanlara ne derim kısmını düşünüyoruz. Başarınca neler olacağını değil. Maalesef sistem böyle çalışmıyor. Biz bir şeyleri yapmaya karar verdiğimizi düşünüyoruz ama aslında karar vermiyoruz biz. Sadece aklımızdan geçiriyoruz. Unutmayın ki bizi oluşturan şeyler düşüncelerimizdir. Ne düşünürsek oyuz biz.
Lafı çok uzatmadan ilk başarı öykümüzden, Kentucky Fried Chicken kurucusu Albay Sanders’tan bahsedeyim.

Albay Sanders 1890 yılında Indiana’da doğar. 5 yaşında babasını kaybeder. Kardeşlerine bakar. Daha sonra annesi tekrar evlenir. Üvey babası sebebi ile evi terk eder. Kimlikteki yaşını değiştirip orduya yazılır. 18 yaşında ordudan ayrılarak evlenir. 3 çocuklarından biri vefat eder ve işsiz kalır. Eşi 2 çocuğu ile evi terk eder.
Yıllar içinde bir çok iş yapar, ama maalesef hiçbirinde başarılı olamaz. Daha sonra küçük yaşlarda kardeşlerine bakmak zorunda olduğu dönemlerde zoraki olarak öğrendiği yemek işine girmeye ve kendine bir dükkan açmaya karar verir. Yol üstünde bir benzinlik ve kafe satın alır. Benzin almaya gelen müşterilerine yemek hizmeti de vermektedir. Tavuk tarifi çok sevilir. Belli bir süre sonra benzinliğin karşısına bir motel de yapar. Her şey çok güzel gidiyordur. Ta ki otoyolun yeri değişene dek. Değişen otoyol sebebi ile işleri bir anda bozulur. Emekli olma zamanı gelmiştir. 66 yaşındadır. Fakat emekli maaşının az olması sebebi ile bir şeyler yapmak zorundadır.
Aklına bir fikir gelir. Beğenilen tavuk tarifini dükkanlara satarak satılan tavuk başına prim almayı düşünür. Arabasına atlayarak tüm ülkeyi gezmeye başlar. Ama kimse teklifini kabul etmez. Arabasında yatar halde gezmeye devam eder. Pes etmez. Bir, iki, beş, on, beş yüz, bin ve bin sekiz. Evet bin sekiz dükkandan olumsuz cevap alır. Fakat o devam eder. Sonunda bin dokuzuncu dükkan teklifini kabul eder. Ve o meşhur marka doğar. Daha sonra olumsuz cevap verenlerde sıraya girer.
Şimdi kendimizi onun yerine bir koyalım. Hangimiz bu kadar olumsuz cevaba rağmen denemeye devam ederdik. Gerçekçi olalım lütfen. Bir çoğumuz yüzü görmeden bırakırdık. Sonra el alem ne der? “Şuna bak nasıl da boş işlerle uğraşıyor, bir işe girip doğru düzgün çalışmak varken, o hayaller peşinde koşuyor.” Bir de o yaşta olduğunuzu düşünün.
Winston Churchill’in dediği gibi, “Başarı nihai değildir. Başarısızlık ölümcül değildir. Önemli olan devam etme cesaretidir.”
O yüzden eğer bir şeyleri başarmak istiyorsanız bırakın etrafınızdakilerin başarısız olmanız durumunda ne diyeceğini, ne düşüneceklerini. Başarısızlık da bir ihtimaldir bu yolda. Siz başarmaya konsantre olun ve yolunuza devam edin.
Unutmayın ki başarmak bu kadar kolay olsaydı, herkes yapardı. Siz zor olanı seçin ve başarın.
Bir başka başarı öyküsünde görüşmek üzere,
Sağlıcakla kalın…




